Sünnet, Peygamber Efendimiz’in (SAV) mübarek sözleri, fiilleri ve ashabının yaptığı davranışları onaylaması (takrirleri) ile şekillenen ilahi bir rehberlik manzumesidir. Kur’an-ı Kerim, İslam’ın anayasası ise sünnet bu anayasanın hayata nasıl tatbik edileceğini gösteren en mükemmel tefsirdir. Yüce Rabbimiz, “Resul size ne verdiyse alın, neyi de yasakladıysa ondan sakının” (Haşr 7) buyurarak sünnetin sadece bir tavsiye değil, Müslüman hayatı için bağlayıcı bir esas olduğunu vurgulamıştır. Sünnet olmadan Kur’an’ın muradını tam manasıyla anlamak ve hayata geçirmek mümkün değildir. Namazın nasıl kılınacağından zekatın miktarına, ticaret ahlakından aile hukukuna kadar her detay sünnet ile somutlaşmıştır.
Peygamber Efendimiz’in (SAV) hayatı, insanlığın ulaşabileceği en yüksek ahlak zirvesidir. Kur’an-ı Kerim’de O’nun (SAV) için “Üsve-i Hasene” yani “en güzel örnek” tabiri kullanılır (Ahzab 21). Sünneti öğrenmek, sadece bir tarih bilgisi edinmek değil; imanı tahkiki kılmak, karakteri nebevi bir potada eritmek ve ahiret saadetine giden yolu adımlamaktır. Sahabe-i Kiram, Efendimiz’in (SAV) bir tebessümünü, bir adımını, abdest alırken kullandığı suyun miktarını bile büyük bir sadakatle takip etmiş ve milimi milimine gelecek nesillere aktarmıştır. Bu muazzam 'hadis ve sünnet zinciri' sayesinde bugün bizler, sanki Asr-ı Saadet’te yaşıyormuşçasına O’nun (SAV) rehberliğine ulaşabiliyoruz.
Sünnetin bir diğer hayati önemi, dini tahrifattan ve bid’atlerden korumasıdır. Efendimiz (SAV), “Her sonradan uydurulan şey (bid’at) dalalettir ve her dalalet cehenneme götürür” buyurarak sünnetin çizgisine sadık kalmanın dini muhafaza etmekle eşdeğer olduğunu belirtmiştir. Günlük hayatın en sıradan görülen işlerinde; yemek yerken sağ eli kullanmak, eve girerken selam vermek, uyumadan önce dua etmek gibi küçük görünen sünnetler, aslında hayatı baştan aşağı ibadete dönüştüren manevi dokunuşlardır. Sünnetle bereketlenen bir hayat, tesadüflerin değil, ilahi bir nizamın parçası haline gelir.
Sünnet, bireysel dindarlığın ötesinde toplumsal bir inşa projesidir. Adalet, merhamet, dürüstlük ve emanet bilinci sünnetle toplumun damarlarına işler. Efendimiz’in (SAV) yetimlere olan kol kanat gerişi, güçsüzlerin hakkını en güçlülerden alışındaki kararlılığı ve düşmanına dahi 'emin' sıfatını koruyarak muamele edişi, bugün insanlığın en çok muhtaç olduğu barış reçetesidir. Sünneti yaşayan bir Müslüman, çevresine güven veren, elinden ve dilinden emin olunan kimsedir. Hadis ilmi vasıtasıyla bizlere ulaşan bu hazine, Buhari’den Müslim’e, Tirmizi’den Ebu Davud’a kadar binlerce alimin iğneyle kuyu kazar gibi süzdüğü sahih rivayetlerle korunmuştur. Bu mirasa sahip çıkmak, Müslüman kimliğimizi korumak ve fitne çağında istikametimizi kaybetmemek için tek yoldur.
Uygulamamızı indirerek tüm bu özellikleri ve daha fazlasını keşfedebilirsiniz.